Gizli ilimler, Gizli ilimler kaynak sitesi, internetten Para Kazanma, Yazarak Para Kazanma

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Home SIRLAR DÜNYA HAYATI ASLINDA ÇOK KISADIR

DÜNYA HAYATI ASLINDA ÇOK KISADIR

e-Posta Yazdır PDF

İİnsanların büyük bir çoğunluğu, dünyaya sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi bağlıdırlar ve bu yüzden din ahlakını yaşamaktan, ahiret hayatını ve ölümü düşünmekten kaçınırlar. Oysa, o sımsıkı bağlandıkları dünya hayatı çok kısa ve geçicidir. En uzun yaşayan insan bile bir gün mutlaka ölüp gidecektir. Bunun yanında dünya hayatı, göründüğü kadar bile uzun değildir. Allah bu sırrı Kuran'ın birçok ayetinde insanlara bildirir:

Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor." Dedi ki: "Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz, Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?" (Mü'minun Suresi, 112-115)

Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı. (Rum Suresi, 55)

Yukarıdaki ayetler, öldükten sonra sorgulanmak üzere toplanan insanlar arasında geçmektedir. Bu insanların konuşmalarından da anlaşıldığı gibi, insanlar öldükten sonra dünyada aslında çok kısa bir süre kaldıklarını anlamaktadırlar. Yani dünya hayatı sırasında bize 60-70 yıl gibi görünen bir süre, aslında bir gün ya da bir günün birazı kadar azdır. Bu, rüya gören bir insanın rüyasında aylar, günler, hatta yıllar yaşaması, ama uyandığında sadece birkaç saniyelik bir rüya gördüğünü anlaması gibidir.

İnsan aslında biraz düşünürse dünya hayatını yaşarken de bu kısalığı ve geçiciliği kavrayacaktır. Örneğin herkes kendisine belirli planlar yapar, hedefler belirler. Bu planları ve hedefleri ise birbiri ardınca gelip geçer. Liseyi bitirir, üniversiteyi kazanır, üniversite bitince bir iş sahibi olur… Bunlar büyük bir hızla gelip geçer. 35 yaşına gelmek ona çok uzak bir gelecek gibi görünürken, kendini birden 40 yaşında bulur.

Dünyanın çok kısa olduğu Allah'ın Kuran'da bildirdiği ve düşünen her insanın yaşarken de fark edebileceği kesin bir gerçektir. Bu gerçeği kavrayan insanların bu kadar kısa ve geçici bir hayat için, ahiretteki sonsuz ve gerçek hayatı gözardı etmesi büyük bir akılsızlık olur. Allah'ın dünya hayatının geçiciliği hakkında insanları uyardığı ayetlerden bazıları şöyledir:

Ey kavmim, gerçekten bu dünya hayatı, yalnızca bir meta (kısa süreli bir yararlanma)dır. Şüphesiz ahiret, (asıl) karar kılınan yurt odur. (Mümin Suresi, 39)

Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar. (İnsan Suresi, 27)

ALLAH İNKARCILARIN KALPLERİNE KORKU SALAR

Birçok ayette inkar edenlerin kalplerine korku verildiği Kuran'da şöyle haber verilir:

Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkar edenlerin kalblerine amansız bir korku salacağım…" (Enfal Suresi, 12)

Kitap Ehli'nden inkar edenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah(ın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın. (Haşr Suresi, 2)

Bu ayetlerde bildirilenler Allah'ın yarattığı bir mucizedir. Allah, müminlere karşı gelenlerin, Allah'a ve din ahlakına karşı mücadele edenlerin kalplerine korku vererek onların güçlerini azaltmakta, dine karşı mücadele imkanlarını daraltmaktadır. Müminlerin bu ayetler üzerinde düşünmeleri ve kendileri için bazı ibretler çıkarmaları çok önemlidir. Çünkü, daha önceki konularda da değinildiği gibi, tüm insanların kapleri Allah'ın elindedir ve Allah kime dilerse, onun kalbine dilediğini ilham eder. Müminlere düşen insanlar üzerinde bir etki oluşturmaya çalışmak değil, sadece samimi olmaktır. Örneğin bir mümin bir insanı Allah'ın ayetleri ile uyarıp korkutmakla sorumludur. Ancak, o insan kendisine din ahlakı iyi anlatıldığı için hidayet bulmaz. Ona hidayeti Allah verir. Aynı şekilde, mümin kendisini tehlikelerden koruyamaz. Veya düşmanlarını korkutma gücüne sahip değildir. Ama Allah, müminlerin samimiyetleri ve Allah yolundaki çabalarının karşılığında onları Kendi Katından gönderdiği yardımlarla korur. Örneğin bu ayetlerde de bildirildiği gibi düşmanlarının kalplerine korku salar ve böylece onların kendi başlarının derdine düşmesini sağlar. Böylece müminlerin üzerindeki tehlikeleri kaldırır.

Allah, inkar edenlerin kalplerine çok farklı korkular verebilir. Onların kalplerine ölüm korkusu, gelecek korkusu, yaralanma veya bir organını kaybetme korkusu, aç kalma korkusu, her an bir felakete uğrama korkusu, sevdiklerini kaybetme korkusu gibi yüzlerce korku salabilir.

İnkar edenler kendilerine Allah'ı dost ve vekil edinmedikleri, yaptıklarının ve elde ettiklerinin tek sahibi olarak kendilerini gördükleri, ahirete inanmayarak dünyaya sımsıkı bağlandıkları için rahatça bu korkulara kapılırlar. Örneğin kazançlarının kötüye gitmesi, parasız kalmak onlar için en büyük korkulardan biridir. Veya ahirete inanmayarak dünyaya şiddetli bir bağlılıkla bağlı oldukları için ölüm onlar için bir son demektir. Bir hiçlik olacaklarını ve herşeylerini kaybedeceklerini düşündükleri için ölümden çok fazla korkarlar. Bu korkuları ise onları zaafları olan, güçsüz insanlar haline getirir. Allah, Kendisi'ne ortak koştukları için inkar edenlerin kalplerine korku salındığını ve bu insanların uğradıkları sonu şöyle bildirir:

Kendisi hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koştuklarından dolayı küfredenlerin kalplerine korku salacağız. Onların barınma yerleri ateştir. Zalimlerin konaklama yeri ne kötüdür. (Al-i İmran Suresi, 151)

HİKMET VE ANLATIM ÇARPICILIĞI ALLAH KATINDAN VERİLEN BİR NİMETTİR

Hikmet ve anlatım çarpıcılığı, Allah'ın ayetlerinde de bildirdiği gibi, insanlara Allah Katından bir nimet olarak verilen özelliklerdir. Allah bunu ayetlerinde şöyle bildirir:

Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Bakara Suresi, 269)

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik. (Sad Suresi, 20)

Konuşmada hikmet ve anlatım çarpıcılığı insanlara verilmiş büyük bir hayır ve güzelliktir. Bir konu çok çeşitli şekillerde, farklı insanlar tarafından farklı üsluplarla anlatılabilir. Ancak asıl etkili olan hikmetli ve çarpıcı bir anlatıma sahip olandır. Böyle bir anlatım insanların dikkatlerini açar, onların gafletten uyanmalarını sağlar, en iyi bildikleri ama üzerinde hiç düşünmedikleri konular üzerinde düşünmelerine, gerçeklerin çok açık olarak görülmesine neden olur. Hikmetli bir anlatımda, konular gereksiz uzatılmaz. Herşey en kısa, en özlü ama en anlaşılır ve etkileyici şekliyle anlatılır. Başka bir insanın saatlerce konuşarak anlatacağı bir konuyu, hikmet sahibi bir insan bir iki samimi cümle ile açıklar ve bu açıklaması karşısındaki kişide önemli bir etki bırakır. Şu çok önemlidir; hikmetli konuşmak öğrenilecek, dersi alınacak bir konu değildir. Kuralları, incelikleri olmaz. Hikmet ve anlatım çarpıcılığı için samimi olmak ve Allah Katından bu nimetleri istemek gerekir. Allah, dilediğine hikmetli konuşmayı dilediği anda ilham eder.

Hikmete ve anlatım çarpıcılığına en güzel örnek Allah'ın sözü olan Kuran'dır. Allah, tüm kitaplarını aynı hikmetle göndermiştir. Bu gerçek ayetlerde şöyle bildirilir:

Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi. (Ki her biri) Doruğunda-olgunlaşmış hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor. (Kamer Suresi, 4-5)

İNSAN DÜŞÜNCE VE NİYETİNDEN DE SORGULANACAKTIR

Yapılan tüm ibadetlerin gönülden, sadece Allah rızası gözetilerek yapılması Kuran'da bildirilir. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:

… Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır. (Bakara Suresi, 184)

Namazları ve orta namazını (üstlerine düşerek, titizlik göstererek) koruyun ve Allah'a gönülden boyun eğiciler olarak (namaza) durun. (Bakara Suresi, 238)

Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi. (Nahl Suresi, 120)

Allah, Kuran'da gösteriş için infak eden veya gösteriş için namaz kılan insanlar olduğunu haber verir. Ancak ayetlerde haber verildiği gibi, namaz kılan, oruç tutan, zekat veren, itaat eden bir insanın asıl olarak niyeti, kalbinden geçirdikleri önemlidir. Bu insanlar, namaz kılarken Allah'ı düşünmüyor, O'nun karşısında ne kadar aciz ve boyun eğici olduğunu düşünmeden sadece ağızlarıyla dua ve tespihleri yapıyor olabilirler. Veya bir insan sürekli hayır işleri yapıyor, okullar açıp, fakirlere yardım ediyor olabilir. Ancak bu insan eğer bu yaptıklarını, Allah'ın kendisinden hoşnut olmasını dileyerek, Allah'a karşı aciz ve muhtaç olduğunu düşünerek, ahiretten korkarak yapmıyorsa yaptıkları Allah Katında kabul edilmeyebilir.

Allah, insanların kestikleri kurbanların kanlarının değil, takvalarının Kendisi'ne ulaşacağını bir ayette şöyle bildirir:

Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah'a ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirmiştir; O'nun size hidayet vermesine karşılık Allah'ı tekbir etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver. (Hac Suresi, 37)

Birçok insanın en önemli yanılgılarından biri, sadece amel olarak yaptıklarından sorgulanacaklarını zannetmeleridir. Oysa Allah, insanın niyetinden, düşüncelerinden, kalplerinde gizlediklerinden de sorgulanacağını bildirir.

Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Allah, herşeye güç yetirendir. (Bakara Suresi, 284)

Allah, her insanın kalbini, düşüncesini, bilinçaltını, insanlardan gizlediklerini en iyi bilendir. Allah kişi ile kalbi arasındadır. Dolayısıyla insan Allah'tan hiçbir şeyini gizli tutamaz. Aklından geçen bir şüphe, vesvese, müminler hakkındaki gerçek düşünceleri, Kuran hakkındaki inancı, ibadetleri yaparken aklından geçenleri Allah tek tek bilmekte ve tüm bunlar melekler tarafından yazılmaktadır. Örneğin bir ibadeti eğer isteksizce yapıyorsa, içinden olumsuz düşünceler geçiyorsa Allah bunu bilir. Ve insan her birini ahiret gününde karşısında bulacaktır. İnsanın kurtuluşunun yollarından biri, kalbinin temiz olması, dini yüzeysel değil, kalbinde, düşüncelerinde samimi olarak yaşamasıdır. Kısa ve geçici bir hayat için, ahiretteki sonsuz ve gerçek hayatı gözardı etmesi büyük bir akılsızlık olur. Allah'ın dünya hayatının geçiciliği hakkında insanları uyardığı ayetlerden bazıları şöyledir:

Ey kavmim, gerçekten bu dünya hayatı, yalnızca bir meta (kısa süreli bir yararlanma)dır. Şüphesiz ahiret, (asıl) karar kılınan yurt odur. (Mümin Suresi, 39)

Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar. (İnsan Suresi, 27)

KALPLERDE SEVGİ YARATAN ALLAH'TIR

İnsanların kalplerine sevgi ve dostluk verenin Allah olduğu birçok ayette bildirilir. Örneğin Allah, bir ayette müminleri biraraya getirenin, onların arasını düzeltip onları kardeş olarak birleştirenin Kendisi olduğunu şöyle bildirmiştir:

Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

Allah, başka ayetlerinde ise, iman edenlere sevgi kılanın, onlara sevgi duyarlılığı verenin Kendisi olduğunu bildirmektedir.

Katımız'dan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi. (Meryem Suresi, 13)

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. (Meryem Suresi, 96)

Onda 'sükun bulup durulmanız' için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Rum Suresi, 21)

Allah, düşmanlığı olan kişilerle de müminler arasında bir sevgi kılacağını söyler. Bu hem müminlerin hem de diğer tüm insanların kalplerinin Allah'a ait olduğunu gösteren bir başka ayettir.

Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz arasında bir sevgibağı kılar. Allah, güç yetirendir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Mümtehine Suresi, 7)

İNKARCILARIN VE MÜMİNLERİN ÖLÜM ŞEKİLLERİ BİRBİRİNDEN FARKLIDIR

Ölümle ilgili pek çok insanın bilmediği bir sırrı Allah Kuran'da haber verir. Bu sır, insanın gerçek ölüm şeklinin, yani ölüm anında gördüklerinin, dışarıdan diğer insanların gördükleri ile aynı olmadığıdır. Allah, ölüm anındaki insanın çevresindekilerin şahit olduklarından farklı olayları yaşadığını ayetlerde şöyle bildirir:

Hele can boğaza gelip dayandığında, ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz. Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz. (Vakıa Suresi, 83-85)

Allah'ın ölüm anıyla ilgili bildirdiği bir başka sır ise insanların göremedikleri bu anlarda inkarcıların çok büyük bir korku ve ızdırap yaşadıklarıdır. Allah bunu ayetlerinde şöyle bildirir:

Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (Enam Suresi, 93)

Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin; Allah bunlarla, ancak onları dünyada azaplandırmak ve canlarının onlar inkar içindeyken zorluk içinde çıkmasını istiyor. (Tevbe Suresi, 85)

Allah'ın Kuran'da bildirdiği bu sırra göre, inkar eden bir insan yatağında huzur içinde ölmüş gibi görünebilir. Ölümü sırasında hiçbir acı çekmediği, zorluk yaşamadığı, yavaşça gözlerini kapattığı zannedilebilir. Oysa Allah inkarcının ölümünün büyük ızdıraplar ve zorluklar içinde olduğunu bildirmektedir. Ölüm meleklerinin inkarcıların canlarını alış şekilleri ise ayetlerde şöyle bildirilir:

Öyleyse melekler, yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman nasıl olacak? İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah'ı gazablandıran şeye uydular ve O'nu razı edecek şeyleri çirkin karşıladılar; bundan dolayı (Allah,) amellerini boşa çıkardı. (Muhammed Suresi, 27-28)

Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin. Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir. Yoksa şüphesiz Allah kullara zulmedici değildir. (Enfal Suresi, 50-51)

İnkarcıların bu zorlu ölümlerinin aksine müminlerin ölümleri çok kolaydır. Örneğin inkarcıların tam aksine, peygamberle birlikte savaşa çıkan ve savaşta hançerlenerek öldürülen bir mümin, aslında çok huzurlu ve korku duymadığı bir ölüm anı yaşar. Allah'ın ayetinde bildirdiği gibi, onların canları yumuşakça çekilip alınacaktır ve onlar melekler tarafından selam ve müjde ile karşılanacaklardır. Allah müminlerin ölümlerinin nasıl olacağını ayetlerinde şöyle bildirmiştir:

Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: "Selam size" derler. "Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin." (Nahl Suresi, 32)

Kaynak: http://www.harunyahya.org


Paylaş:Del.icio.us!Digg!Facebook!Google!



Son Güncelleme: Pazar, 31 Ocak 2010 01:25