Gizli ilimler, Gizli ilimler kaynak sitesi, internetten Para Kazanma, Yazarak Para Kazanma

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Ders 2

e-Posta Yazdır PDF

Ders 2

Bu derste incelenecek başlıklar şunlardır:

  1. Yaratılış’ın Amacı
  2. Cansızlar, Bitkiler, Canlılar, Konuşanlar
  3. Manevi Kanunları Kavramak
  4. Haz
  5. Kavrayışta ki İki Adım
  6. Almak ve Vermek
  7. Manevi Utanç
  8. Hitlabşut ve Aviut
  9. Bituş Pınim u Makif
  10. Adam Kadmon’un Beş Parçası

İnsan, sınırsız ve mutlak hazzı almak için yaratıldı. Fakat böylesi bir duruma erişmek için, insanın, dünyaların sisteminin nasıl çalıştığını bilmesi gerekir.

Bu dünyaların kanunları manevi dünyadan verilir. Doğumdan önce ruhlarımız orada var idi ve yaşamdan sonrada ruhlarımız oraya geri dönecektir.

İlgi alanımız fiziki bedenimiz içinde olduğumuz bu özel dönem ve Kabala’nın öğretileriyle bu hayatı en iyi nasıl yaşayabiliriz?

Kabala, bizim için meydana gelen her şeyi tamamen nasıl kullanabileceğimizi öğretir. Manevi olarak yükselmek için, insanın her şeyi bilmesi ve kendisine sunulan bütün olasılıkları kesinlikle kullanması gerekir.

Dünyamızın değerini kavramak zorundayız: Cansızlar, bitkiler, canlılar ve konuşanlar. Ruhumuzun ve de onun gelişimini tanımlayan kuralları anlamamız gerekir.

Manevi gelişme kurallarına göre, insan hayatında en yüksek manevi dereceye erişmek zorundadır. İnsana - istenen seviyeye erişene kadar – şuan ki yaşamında olmasa bile, bir sonrakinde veya daha sonrakinde bir çok fırsatlar verilecektir.

Kabala, bize bu süreci hızlandırmamızda yardımcı olur. Yaratan, çok ilginç bir sistem teşkil etmiştir: İnsan ya herhangi bir acı çekmeksizin hayatının anlamını düşünmeyi kabul eder ya da böylesi acılar – onun kendisine sorular sormaya zorlanabilmesi için – kendisine gönderilecektir.

Başka bir deyişle, insan Yaratılış’ın amacına doğru gönüllü veya zorla bir ilerleme yapmasının hiçbir önemi yok; Kabala ona kendi arzusu ile ilerlemesinde yardımcı olur. Bu, en iyi yoldur ve insan ilerleme sağlarken mutlu olabilir.

Şu soruyu soranlar da vardır: Kabala acaba ev kredimi ödememde yardımcı olurmu, kişiye işinde yardımcı olabilir mi, ailevi meselelerde çözüm bulmasında yardımcı olabilir mi?

Esasında, Kabala bu sorulara belirsiz cevaplar vermez. Kabala bize Yaratılış’ın amacına erişmek için, en etkin biçimde bütün dünyamızı nasıl kullanacağımızı öğretir. Bu, bütün bu sorunları, problemleri kullanarak, Yaratan’ın bizi ittiği yöndür.

Kabala, kişiye hayatında ne tür bir manevi yükü almak zorunda olduğunu açıklar; yoksa sorunların nasıl çözüleceğini değil, günlük sorunlarımıza neden olan asıl soruna bir çözümün nasıl bulunacağını bize öğretir. Acı çekmek, sadece manevi tırmanışımızı sağlamak için yolumuza konulur.

Kişi, manevi dünyaların bütün kurallarını keşfettiğinde, kendisine yukarıdan gönderilen şeyin ne olduğunu ve bu güçlükleri en iyi şekilde nasıl ve niçin kullanacağını ve nasıl doğru biçimde hareket edeceğini bilir.

Esasında bize bir şey olduğunda ne yapmamız gerektiğini, nereye koşacağımızı kimi çağıracağımızı anlamayız. Günlük sorunlarımızı direkt çözmek, her zaman yaptığımız gibi onlardan kaçmaya çalışmak bizi amaca doğru ilerletmez, sadece yeni zorluklar, güçlükler yaratacaktır. Bu durumlar sadece, bizi yaratılışın amacına doğru daha da yaklaştırıp amaçlarını yerine getirdiklerinde, kaybolacaktır.

Manevi kuralları bilerek, bize bütün nedenleri ve sonuçları görme fırsatı verilir. Her şey, doğru perspektif ile gözlemleriz, bütün bağlantıları anlarız.

Bu şekilde adımlarımızın her biri bilinçli adım haline gelir. Hayat değişir ve artık çıkmaz bir sokağa girmişiz gibi gelmez. Doğumdan önce, şu anki hayatımız esnasında ve bu dünyadan ayrıldıktan sonra bütün koşullarımızı bir araya getiririz. Tamamen yeni bir mevcudiyet seviyesine erişiriz.

Şu anda, bir çok insan hayatının anlamı ve öteki manevi konuların manası üzerine düşünmeye başlıyor. Bu, daha önceki hayatları esnasında ruhlarında birikmiş olan geçmiş deneyimlerden dolayı meydana gelir.

Yaratan, insanın bu acıların özü ile bu acıların kökü üzerinde düşünmesine izin vermek için acıyı gönderir. Böylece, insan Onu anlamadan Yaratan’ı çağırabilir. Yaratan bizden ona bağlanmamız için gerekli olan arzuyu geliştirmemizi ister.

Fakat, insan eline doğru kılavuz kitabı aldığında, acılar tarafından zorlanmaksızın gayretli çalışma ile gelişebilir.

Doğru yolu seçerek, insan aynı acıyı zevk olarak hissedebilir; daha hızlı gelişir ve onun ilerisine geçer, aynı zamanda da onun amacını ve kaynağını anlar.

Böylece, Yaratan – daha önceden acı kaynağı olan bir Yaratan yerine haz kaynağına dönüşür. Bu yolda kaydedeceğimiz ilerlemenin mesafesi sadece bize bağlıdır.

Yaratan hazzı onu doğru biçimde kullanmamız için yarattı ve bizi yönlendirmek zorunda. Ulaşılamayacak bir haz için çabalamak bize acı çektirir ve onun peşinden – her nerede olursa olsun – koşmaya hazırız.

Başka bir deyişle acı, tatminin yokluğudur. Ama, arzunun peşinden koşmak herhangi bir iyilik getirmeyecektir. Hazzı aldığımız an ona olan ilgimizi kaybeder ve bir başka şeye atlarız.

Haz onu aldığımız anda kaybolur. Dünyamızda acının haz ile doldurulması imkansızdır. Hazzı sadece, ilk hissedildiği zaman, acı ile haz sınırında hissederiz. Tatmin arayışı gitgide hazzı matlaştırır, soldurur.

Memnun olmanın bu metodu yanlış ve bencilcedir. Sonsuz hazzı almamız için birisine nasıl vermemiz gerektiğini öğrenmeliyiz. Yaratan’ın bize haz vermek, bizi memnun etmek istediğini bilmemiz bunu yaşamamızdaki tek nedendir ve ancak bu şekilde kendi öz tatminimiz yerine O’nu memnun etme imkanımız olur.

Vermek için almalıyız.

Kelimelerin kifayetsiz olması nedeniyle bu süreç hakkında konuşmak zor, hatta neredeyse imkansızdır. Doğru bir idrak neredeyse imkansızdır. Doğru bir idrak, sadece Yaratan, kendisini ortaya çıkardığında, ortaya çıkar.

İnsanlar, Yaratan’ı Mahsom’u aştıktan, geçtikten sonra – yani bizim dünyamız ile manevi dünyalar arasındaki Bariyer’i geçtikten sonra – hissetmeye başlar. Bu, Gimar Tikun’dan önceki – Nihai Islah – 6000 adımdır. Her bir manevi adım Yaratan’ın yüzünün açılmasının bir derecesini ortaya koyar.

Nihai Islah, insanın bütün arzularının ıslahını takip eder.

Kabala çalışmasındaki ilk aşama, mümkün olduğunca çok alakalı ve uygun kitapları okumak ve mümkün olduğunca çok bilgiyi de sindirmekle meydana gelir.

Bir sonraki aşama ise öğrencinin ve grubun arzusu birbirine birleştiğinde oluşan grup çalışmasıdır. Öğrencinin Kli’si grup üyesinin sayısına orantılı olarak genişler, büyür.

İnsan, bireysel ilgisinin dışını hissetmeye başlar. Bizim durumumuzda ise Yaratan’ı simgeleyen gruptur, çünkü insanın dışında bulunan her şey Yaratan’dır. Kişi ve Yaratan haricinde hiçbir şey yoktur. Esas olarak, bütün manevi eylem – iş bir grup çatısında başlar ve biter.

Zaman boyunca, Kabalistler gruplara sahip olmuşlardır. Sadece bir grup çatısı içinde ve bu grubun üyelerinin beslenen karşılıklı bağlara dayalı olarak; öğrenciler manevi dünyaların idrakinde ilerleyebilirler.

Gimar Tikun, bütün insanların tekbir Kabalistik gruba döndükleri durumdur.

Her gün bunun daha gerçekçi olmasına karşın hala gidilecek çok yol vardır. Herhangi bir olayda, en yüksek manevi seviyelerde, her şey bu kazanım için – bütün kökler için, bütün kuvvetler için – hazırdır.

Genelde, iki aşamayı çalışırız: (i) Yaratan tarafından algılandığı şekli ile, bizim dünyamız seviyesine kadar gerçek, hakiki düşünce gelişirken; yaratılan varlığın yukarıdan aşağıya düşüşü (ii) insanın bu dünyadan bütün yolları katederek en yüksek dereceye çıkışı. Fiziki bir hareketten bahsetmiyoruz, zira bedenimiz bu materyal seviyede kalır ama manevi biçimde, çabalarımız ve gelişmemizin sonucu olarak.

Yukarıda (4. Şema’da) gösterilen Partzuf’da, iki durum mevcuttur: (i) Işığı aldığı ve bundan haz duyduğunda bu Kli’ye Hohma denir. (ii) Kli geri vermek istediğinde ve yine haz duyduğunda, buna Bina denir. Bu iki Kli birbirine zıttır; karşı karşıyadır.

Esasında, üçüncü bir durumda vardır; karışık durum. Bu, Kli’nin Yaratan için bir parça aldığı yerdir. Böylesi duruma Zeir Anpin denir. Burada, Hohma Işığın % 10’una ve Hassadim Işığının da % 90’ına sahibiz.

Eğer, Kli’de Hohma Işığı var ise, böylesi bir duruma Panim (Yüz) denir. Bu, Hohma Işığının miktarına bağlı olarak küçük veya büyüktür.

Nihai aşama, Malkut, yaratılan varlığın hakiki alma arzusudur, zira Hohma Işığını almak için sabırsızdır.

Orada ki Işık Malkut’u tamamen doldurur. Malkut’un bu durumuna Ein Sof, Sonsuzluk Dünyası; yani sınırsız almak denir.

Daha sonra, hala Işık almayı isteyen Malkut bu arzuyu kullanmamaya karar verir. Kendisi için olan alma arzusunun Yaratan’dan kendini uzaklaştırdığını anlar. O nedenle, İlk Kısıtlamasını yapar ve Işığı geri çevirir ve boş kalır.

Işığı geri çevirerek, Malkut özelliklerini Yaratan’a benzetir.

Geri çevirmek arzusu mutlak ve tam olarak hissedilir. Arzu kaybolmaz ve verici – alıcıya geri verirken ve böylece ona haz gönderirken alıcıyı sonsuz biçimde hisseder. Böyle yaparken Kli hem nicelik olarak hem de nitelik olarak hazzı sonsuz derecede hisseder.

Anlaşılıyor ki Yaratan Kli’leri yarattığında, Kli’leri öyle bir biçimde organize etti ki Kli’ler Işığın durmaksızın vermek özelliğini emerek Işığa benzerler.

Kişi şu soruyu sorabilir; Malkut Işığa nasıl benzer olabilir ve buna rağmen nasıl haz alabilir?

Daha önce de vurguladığımız gibi Malkut bütün arzularının üzerine anti-egoistik bir perde çeker. Perde’nin önüne Işık-Haz’ın %100’ü – Malkut’un alma arzusuna bağlı olarak – yerleştirilir, örneğin 100 kg. 100 kg.lık perde’yi Haz’zı alma arzusuna karşı koyan güç kullanarak Malkut bütün Işığı geri çevirir ve Yaratıcı’yı memnun etmeye yetecek kadar gerekli olan Işığı almaya karar verir.

Işığı böylesine alma kısıtlama olmaksızın vermeye eşittir.

Malkut’a gelen Işığa Or Yaşar (Direkt Işık) denir. Yansıtılan bütün Işığa Or Hozer (Geri dönen Işık) denir. İçeri giren Işığın % 20’sine Or Pınimi (İç Işık) denir.

Dışarıda kalan Işığın büyük bir kısmına Or Makif (Saran Işık) denir. Malkut’un alt kısmında - Or Hohma’nın girmediği yerde Or Hassadim vardır.

Ein Sof Dünyası’ında ki Malkut’un durumundan, geriye, bir Reşimo kalır. Bu Reşimo şunlardan oluşmaktadır: (i) Dalet’de Hitlabşut (Işığın niceliği ve niteliği ile ilgili olan bilgi) ve (ii) Dalet ve Aviut (arzunun gücü ile ilgili olan bilgi).

Bu iki tür hafızayı kullanarak, Malkut Yaratan için alabileceği ilk %20 Işık için Roş’ta hesaplamalar yapar. Vermeksizin almadan kaynaklanan manevi utancı hissetmek için öncelikle Yaratan’ı algılamak, O’nu veren olarak hissetmek, O’nun ihtişamını görmek gerekir. Sonra, O’nun özellikleri ve kişinin egoistik doğası arasında yapılan kıyaslama utanmak hissine neden olacaktır.

Fakat böylesi bir algılamaya erişmek için, kişinin öğrenecek çok şeyi vardır. Yaratan’ın ihtişamı yavaş yavaş ortaya çıktıkça, O’nun için bir şey yapma arzusu belirecektir.

Yüce’ye vermek almak gibi bir şeydir. Bunu kendi dünyamızda da gözlemleyebiliriz. Şayet önemli bir kişiye bir iyilik yapma fırsatına sahip olursak, kişi bunu zevkle ve neşe ile yapacaktır.

Bütün işlemlerimizin amacı Yaratan’ı ortaya çıkarmaktır. O’nun Güç, Kudret ve ihtişamını. Bu seviyeye ulaşıldığı vakit şahit olacağımız şey bize – Yaratan’ın iyiliğine karşılık olarak bir şey yapmak için – enerji kaynağı olarak hizmet edecektir.

Vurgulanmalıdır ki Yaratan’ın görünmesi – sadece kişi bu görünmeyi özgecil amaçlar için yani özgecil özellikleri edinmek için kesin bir arzuya sahip olduğu zaman – meydana gelecektir.

Işığın bir bölümünü alan ilk Partzuf’a Galgalta denir. Bituş Pınim u Makif’ten – yani Tabur’da ki (Göbek Deliği) Perde’de her iki Işık (Or Pınimi ve Or Makif) tarafından çarpıldıktan sonra – sonra, Partzuf anlar ki dışarıdan baskı yapan Işığın yarattığı arzulara karşı direnemeyecektir.

Partzuf Işığı geri çevirmeye karar verir. Şu an ki durumda, bu karar herhangi bir sorun yaratmayacaktır çünkü hazzın hiç biri Partzuf tarafından hissedilmez.

Işığı geri çevirdikten sonra, Perde kalkar, zayıflar ve Roş’un Peh’ine katılır. Bu eyleme Hizdakut (Arınma) denir.

Bilakis, Işığın etkisi altında Perde aşağı indiğinde, Aviut’u artar.

Işığı ilk Partzuf’tan geri çevirdikten sonra, geriye Reşimot kalır: Dalet de Hitlabşut ve Gimel de Aviut’un bir miktarı kaybolmuştur çünkü Partzuf Dalet’in daha önceki miktarı ilk çalışmanın imkansız olduğunu farketmiştir.

Aviut Gimel’e göre Perde, Peh de Roş’tan Aviut Dalet’in seviyesinden daha aşağı iner. Şayet Dalet seviyesindeki Partzuf’un Galgalta’sının Peh’i olursa, bu durumda Gimel seviyesi onun Hazeh’idir.

Tekrar Işık yukarıdan Perde’ye baskı uygular, Perde onu geri çevirir ama sonra Reşimot’un (Reşimo’nun çoğulu) etkisi altında Işığı Galgalta – Tabur’a kadar almaya karar verir ama daha aşağısına değil.

Fakat, Galgalta’nın Partzuf’u bile Tabur’unun altında Işığı alamamıştır. Şimali yayılmakta olan İkinci Partzuf’a AB denir.

Tekrar Bituş Pınim u Makif eylemi ortaya çıkar; yani Işığı geri çevirme ve yeni bilgiler (Reşimo) Partzuf’u doldurur.

Bu, Gimel’de Hitlabşut (3. Seviye’nin Işığı, [AB’da ki gibi olan 4. Aşama’nın değil]) ve Bet de Aviut (Bituş Pınim u Makif’ten dolayı Aviut’un tekrar bir seviye kaybedilmesi) dir.

Bundan dolayıdır ki Işık geri çevrildiğinde ilk başta AB’ın Peh’i seviyesine kadar çıkan Perde şimdi AB’nin Hazeh seviyesine kadar iner.

Bu noktada, Gimel-Bet’in Reşimot’u üzerinde bir Zivug (Çiftleşme) tarafından yeni Partzuf biçimlendirilir (3,2). Bu yeni Partzuf’a SAG denir.

Daha sonra, yeni bir Bituş Pınim u Makif, Perde’yi Bet-Alef Reşimot’u ile beraber SAG’ın Peh de Roş’una kadar yükseltir (2,1).

Sonra, Reşimot’a göre Perde 4. Partzuf MA’nın ortaya çıktığı yerden SAG’ın Hazeh’ine iner. Daha sonra, 5. Partzuf BON, Alef-Şoreş’in Reşimot’un dan oluşturulur.

Her bir Partzuf 5 bölümden oluşur: Şoreş (Kök), Alef (1), Bet (2), Gimel (3) ve Dalet (4). Bunlar olmaksızın hiçbir arzu ortaya çıkmayabilir. Bu oluşum asla değişmeyen katı bir sistemdir.

Son aşama, Dalet, daha önceki bütün 4 aşamayı da hisseder ve bu arzuların yardımıyla Yaratan tarafından yaratılandır. Dalet her bir arzuya bir isim verir ve Dalet’in her an Yaratan’ı nasıl gördüğünü tanımlayan şey bu isimlerdir.

Bundan dolayı Dalet’in kendisi “Yaratan” ismi ile çağrılır: “Yood-Hey-Vav-Hey” –Y-H-V-H. Daha sonra bu harfler ayrıntılı biçimde incelenecektir. Bir insanın iskeleti gibidir, büyük de olabilir küçük de, oturuyor veya ayakta da olabilir, ama aynıdır, değişmez.

Eğer bir Partzuf Hohma Işığı ile doldurulursa, ona AB denir ama Hassadim Işığı ile doldurulursa ona SAG deriz. Partzufim’in (Partzuflar) bütün isimleri bu iki Işığın kombinasyonuna dayalıdır.

Kutsal kitaplarda tanımlanan her şey, farklı oranlarda Hassadim Işığı ya da Hohma Işığı ile doldurulmuş, manevi Partzufim’den başka bir şey değildir.

Beş Partzufim’in (Galgalta, AB, SAG, MA ve BON) doğuşundan sonra, bütün Reşimot kaybolur. Yaratan için Işıkla doldurulabilinecek olan bütün arzular tüketilmiştir.

Bu aşamada, Perde Yaratan için Işık alma yeteneğini tamamen kaybeder ve hiçbir şey almadan egoizme sadece direnebilir.

Birinci Kısıtlamadan sonra, Malkut’un en sonunda ışığın beş parçasını alabileceğini anlarız. Beş Partzufim’in doğumuna Adam Kadmon’un dünyası denir. Malkut beş Reşimot’unu bitirmiştir.

Ein Sof Dünyası’nın Malkut’unun tamamen Işık ile doldurulduğunu görüyoruz. Birinci Kısıtlama sonrasında, Partzufim’in yardımı ile sadece kısmen Tabur seviyesine kadar dolacaktır.

Malkut’un görevi artık Yaratan için son bölümünüde ışıkla doldurmaktır. Bu bölüme, Sof (Son) denir ve Tabur’dan Sium Raglin’e (Bacakların Nihayetlenmesi) doğru yayılır.

Yaratan Malkut’u sınırsız haz ile doldurmayı ister. Buna erişmek için gerekli olan tek şey; Malkut’un kalan kısmını ışıkla doldurarak ya da başka bir deyişle Yaratan’a tekrar hazzı gönderme kuvvet ve arzusuna sahip olabilmesini sağlayacak koşulları yaratmaktır.

Bir sonraki bölümde, bu sürecin nasıl oluştuğunu göreceğiz.

Kaynak: kabbalah.info


Paylaş:Del.icio.us!Digg!Facebook!Google!



Son Güncelleme: Pazar, 18 Aralık 2011 19:52