Şikayet Vajinada kaşıntı veya aşırı, değişik renkli ve çürük kokan bir akıntı söz konusu. Nedenleri Mantar enfeksiyonu : Koyu, beyaz, peynirimsi bir akıntınız var, vajina bölgesinde tahriş ve kaşınma söz konusu. Mantar enfeksiyonu çoğu kez antibiyotik veya doğum kontrol hapları aldıktan sonra ya da hamilelik sırasında gelişir. Tampon ya da diyaframın unutulması : Yoğun bir akıntınız var, ancak başka belirti yok. Tampon veya diyafram unutup unutmadığınızı kontrol edin. Leğen kemiği iltihabı/salpenjit : Renksiz, çürük kokulu vajina akıntınız ve/veya leğen kemiği ağrınız olabilir. Düşük ateş ve ürperme, yorgunluk, sırtın alt kısmında ağrı, düzensiz adet kanaması ve iştahsızlık da görülebilir. Leğen kemiği iltihabı ve salpenjit (fallop tüpleri iltihabı) derhal tıbbi müdahale gerektirir.
Kısırlık (İnfertilite) Nedir?
İnfertilite; çiftlerin en az bir yıl süreyle, hiçbir doğum kontrol yöntemi kullanmaksızın düzenli cinsel ilişkide bulunmalarına rağmen çocuk sahibi olamamalarıdır. Kısırlık; kadın, erkek ya da her ikisine ait üreme sistemleri ile ilgili problemlerden kaynaklanan bir sağlık sorunudur. İnfertilite yalnızca kadınların sağlık problemi midir? Tıbbi bir problem olan infertilitenin yaklaşık olarak %40'ı kadınlardan %40'ı da erkeklerden kaynaklanan nedenlere bağlıdır. Geriye kalan %20 ise her ikisinden kaynaklanan problemler ya da açıklanamayan infertilite nedenlerine bağlıdır.
Özellikle ilişkinin başlangıcında, evliliğin ilk günlerinde, eşlerin birbirlerini yeterince tanımadığı dönemlerde birçok cinsel güçlük yaşanır. Unutmayın ki, cinsel dürtülerimiz doğuştan var olmakla beraber, cinsel etkinlikler öğrenilen davranışlardır. Oysa kadın da erkek de cinsel konuda doğru bilgi almamıştır. Kadınların çoğu kendi bedeninin cinselliğini ve tepkilerini bile tanımaz. Genellikle erkek cinselliği konusunda doğru veya deneyime dayalı bilgisi yoktur, duyduğu şeylerin çoğu da yanlış ya da abartılıdır. Çoğu kadın erkek bedenini, cinsel organını evleninceye kadar hiç görmemiştir. Bu bilinmezlikten kaynaklanan kaygıları, korkuları, kaçınmaları vardır. Cinsel deneyimin adım adım öğrenerek, haz alarak ilerlemesi gerekirken, doğrudan cinsel birleşme ile başlaması uygun değildir. Birçok kadının cinselliği zevkli bir olay olarak algılamamasına ve bazen yaşamı boyunca cinselliğe uzak kalmasına yol açar.
Erkekler kendi bedenlerini, cinsel organlarını tanırlar ve cinsel yanıtlarını bilirler. Ancak çoğunun kadınlarla cinsel deneyimleri çok azdır, çoğunlukla paralı ya da kaçamak cinsel ilişkilerle sınırlıdır. Bu deneyimler çoğu erkeğin cinsel etkinlik davranışlarında beceri kazanmasını sağlamaz. Hatta paralı veya kaçamak cinsel ilişkiler, kısa sürede tamamlanmaları gerektiği için, erken boşalmanın öğrenilmesine neden olabilir. Ayrıca yaygın yanlış inanışların etkisiyle, erkeklerin kendi cinsel becerilerine ilişkin kaygıları vardır. Bütün bu nedenlerle, yeni bir birliktelik kadın için de erkek için de kaygılarla başlar. Oysa cinsel ilişki, iki insanın katılımıyla, birlikte üretilen bir haz sürecidir. Cinsel organlar arasında gerçekleşen mekanik bir olay değildir. Hiç kimsenin öteki için katlandığı bir görev, bir angarya değildir. İki insan arasında bir savaş, bir şiddet eylemi ya da bir şeylerin kanıtlanması gereken bir alan da değildir. Cinsel ilişkiden alınabilecek hazzı arttırmak da yok etmek de eşlerin elindedir. Doyumlu bir cinsel ilişki yaşamayı herkes ister. Bunun için eşlerin iletişimi çok önemlidir. Keyifli cinsel davranışları öğrenmek, cinsel hazları geliştirmek, cinsel ilişki sürecini zenginleştirmek karşılıklı çaba gerektirir.
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Ekim 2011 22:57
AIDS!
HIV kelimesinin açılımı Human Immunodeficiency Virüs'tür (İnsanların Bağışıklık Sisteminin Çökmesine Neden Olan Virüs). Bu ifade, bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilen bir virüs anlamına gelmektedir. Bağışıklık sisteminiz normalde, sizi bakteri ve virüs gibi mikroplardan korur. HIV, vücut sıvıları yoluyla bulaşır. HIV virüsü taşıyan birisiyle korunmadan seks yaparsanız veya aynı iğneyi paylaşırsanız HIV virüsü size de bulaşır. Ya da HIV virüsü taşıyan bir anne HIV'i bebeğine bulaştırabilir.
AIDS Nedir?AIDS, HIV virüsü bağışıklık sisteminizi zayıf hale getirdikten sonra ortaya çıkan hastalıktır. AIDS, Acquired Immunodeficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu) kelimelerinin kısaltmasıdır.
Hamileyseniz ve HIV veya AIDS hastasıysanız, hastalığınız bebeğinize üç şekilde bulaşabilir:
- Hamilelik boyunca
- Doğum sırasında
- Emzirme dönemi boyunca
Test Yaptırmalı mıyım?
Test yaptırmanın iyi bir yolu, doktorunuza ve sağlık uzmanınıza başvurmaktır. Testiniz pozitif çıkarsa, sizin ve bebeğinizin sağlığını korumanıza yardımcı olabilirler. Genellikle sağlık uzmanınızın ofisinde test yaptırabilirsiniz. En yaygın test türü, az miktarda kan alınmasıdır. Kan örneği, bir laboratuara gönderilir ve sonuçları birkaç gün içinde öğrenebilirsiniz. Bir başka HIV testi türü, bir "oral test'tir". Bunun için, sağlık uzmanı, ağzınızdan bir parça salya alır ve sonuçları almak için bunu laboratuara gönderir.
Ortalama olarak kadınlar her dört haftada bir adet görürler ve kanama 3-5 gün sürer. Ancak her kadın bu ortalamaya girmez. Bazı kadınlarda kanama 3 haftada bir ve bazı kadınlarda da 35 günde bir meydana gelir. Bunlar da normaldir.
Adet kanaması nedir ?
kadın rahmi her ay sanki gebe kalacakmış gibi hazırlığa girişir. Rahimin içi bir yavrunun büyümesini sağlayacak biçimde kan ve dokularla astarlanır. Ancak gebelik meydana gelmez ise rahim artık bir işe yaramayacak olan bu astarı dışarı atar. Adet kanaması işte bu dışarı atim olayıdır.
Adet kanaması her zaman sancılı mı olur ?
Adet kanaması sırasında bir miktar sancı ve kramp normal olabilir, ancak aşırı sancı normal değildir. Yataktan çıkamayacak, okula veya işe gidemeyecek kadar sancınız varsa doktora gidin. Sancılı ve ağır kanamalı adet gören, cinsel ilişki sırasında veya büyük aptes yaparken sancılanan kadınlarda çok yaygın bir hastalık olan endometriosis olabilir. Bu; rahim zari veya adet kanından gelen parçaların karin boşluğuna kaçarak başka organlar üzerinde bulunmasıdır. hastalık genç kızlarda veya her yaştaki bayanlarda görülebilir. Bu hastalık ayrıca kısırlığın da yaygın bir nedenidir.
Polikistik over sendromu olan kadınların çoğunluğu kilo vermek veya kilolarını korumak için mücadele etmektedir. Diet programları tek başına uygulandığında başarılı olamamaktadır. Çünkü temel problem olan yaşam tarzının değiştirilmesi gerekmektedir. Genellikle polikistik over sendromu belirtileri hareketli (aktif) bir yaşamdan, daha hareketsiz (pasif) bir yaşama geçildikten sonra ortaya çıkmaktadır. Kişinin önce oturup kendi yaşam tarzını gözden geçirmesi ve bu yaşam tarzının kilo almasına veya kilosunu koruyamamasına neden olduğunu farketmesi gerekmektedir.
Bu kadınlarda özellikle bel ve karın bölgesindeki kilo artışı, kalça bölgesinden daha fazla olmaktadır. Bel çevresinin, kalça çevresine oranı artmaktadır. Bu durum altta yatan bozulmuş şeker ve insülin metabolizmasının bir göstergesidir. Kilo vermek polikistik over sendromunun bir çok belirtisinde düzelmeye neden olmasına rağmen bu kadınların çoğu kilo vermekte zorlanmaktadır. Polikistik over sendromu olan kadınlar düşük yağ içeren diet programlarından çok fazla fayda görmemektedir.
 Polikistik over sendromunda en sık görülen belirti adetlerde gecikme veya adet olamamaktır. Uzun süre adet olamama rahim iç (endometriyum) zarında kalınlaşmaya neden olup rahim iç zarı kanseri riskini arttırmaktadır. Bu kadınlar bir yıl içinde 8 veya daha az adet olurlar. Adet kanamasının olması yumurtlamanın oldugunu gösterir. Genel olarak bir yıl içinde görülen adet kanaması sayısı kadar yumurtlama olmaktadır. Buna karşılık polikistik over sendromu olan bir grup kadın ise her ay düzenli adet olmasına rağmen yumurtlama olmamaktadır. Eger her ay düzenli adet kanamasının olmasına rağmen, polikistik over sendromunun diger tüm belirtileri varsa yumurtlamanın olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
|
Pap Smear Testi: Jinekolojik muayene 18 yaşından sonra yılda bir kez ve aktif cinsel yaşam varsa pap smear testi ve vajinal ultrasonografi yapılmalıdır. 40 yaşına kadar pap smear 3 yılda bir, her yıl muayene olmak ve hiçbir sorun olmaması kaydıyla yapılmalıdır. 40 yaşından sonra ise pap smear her yıl 1 kez mutlaka yenilenmelidir. Pap smear testi jinekolojik muayene sırasında rahim ağzı ve vajinal sekresyondan alınan sürüntünün patolojik incelemesinin yapılmasıdır. Çok kolay yapılan ağrısız bir işlemdir. Rahim ağzı ve rahim kanserleri çok erken safhada bu testle yakalanabilmektedir.
Meme Muayenesi: 20 yaşından itibaren kadınlar her adet dönemi bitiminde meme kontrollerini kendileri yapmalı, bunun nasıl olacağı konusunda doktorları tarafından eğitilmelidir. 20-40 yaş arasında meme muayenesi uzman doktor tarafından 3 yılda bir yapılmalı, muayenede ele gelemeyecek kadar küçük patolojilerin tespiti için de meme ultrasonografisi yapılmalıdır. 40 yaşından sonra ise her yıl meme muayenesi, mamografi ve meme ultrasonografisi yapılmalıdır.
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Ekim 2011 22:43
Menapoza yaklaşan kadınlarda tedavi edilemiyen adet problemlerini çözmek için rahim alınmasına histerektomi ismi verilmektedir. Her iki yumurtalığın alınması anlamına gelen bilatarel salpingooferektomi, gelecekte oluşabilecek yumurtalık kanseri riskini ortadan kaldırmak için ve uzun vadede ağrı yapabilecek nedbe dokusu oluşumunu engellemek için yapılır.
Rahim.yumurtalık yolları-Fallop Tüpleri-,yumurtalıkların çıkarıldığı iki işlem bir ameliyatta yapılır.Vagina tepeden kapatılır, boyu değişmez. Operasyon genel yada epidural anestezi altında yapılır ve ortalama 1 saat kadar sürer.
Ameliyat öncesi idrar torbasına sonda yerleştirilir ameliyatın bitmesinden sonra batına dren konarak küçük kanamaların dışarıya atılmas sağlanabilir.
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Ekim 2011 22:44
Rahim ağzı kanserlerinin ortaya çıkmasından uzun süre önce örtücü zarların içerisinde sınırlanmış, kendiliğinden iyileşebilen bir takım hastalıklar tanımlanmıştır. Bunlar hiçbir bulgu ve belirti vermeyen, sadece pap-test , kolposkopi ve parça alınarak tanı konulan hastalıklardır. Hafif (LGSIL) veya ağır (HGSIL) hücresel bozukluklar gösterebilirler. Uygun tanı yöntemlerini kullanarak (kolposkopi, biopsi) hastaların bu aşamada tespiti hayati önem taşımaktadır.
TARAMA: Kadın vücudunda, tarama yapılabilen, erken aşamada veya oluşmadan önce tespit edilebilen başlıca kanser rahim ağzı kanseridir. Bu tarama yöntemi, yaklaşık 70 yıldır bilinen sitolojik taramadır (pap-test, serviko-vaginal smear). Sitolojik tarama 1934 yılında Papanicoloau (bu yüzden pap-test olarak anılmaktadır) ve Babes tarafından ortaya atılmıştır.
Bu işlem, vajina ve rahim ağzından dökülen hücrelerin bir lam üzerine sürülüp ( ülkemizde bu yüzden akıntı veya sürüntü tetkiki olarak da tanımlanmaktadır), boyanarak , mikroskop altında incelenmesidir. Böylece daha ortaya çıkmadan, kansere dönüşebilecek hücreler tespit edilip, doku örneği alınarak kanser öncüsü hastalık veya rahim ağzı kanseri çok erken aşamada tespit edilebilir.

Hamilelikte yaşanan her karın ağrısı, endişe edilecek bir durum olduğunu göstermez. Hafif karın ağrılarının genelde, fizyolojik olduğu görülmüştür. Bu, gelişen gebelikle meydana gelen sonuçtur. Hasta, doktoruna ağrıyı çok net tasvir etmelidir. Doktor böylece, fizyolojik bir ağrı mı, yoksa müdahale gerektiren ciddi bir durum mu olduğuna karar verir. Fizyolojik olarak nitelendirilen ağrıların nedenleri nelerdir?İdrar yollan enfeksiyonu, böbrek taşı, apandisit ve plasental abrusy-on (ayrılma) gibi hamilelikle ilgili durumlar bu gruba dahil değildir. Ağrının sebebi; * Dokularda gerilme Kabızlık Mide yanması Rahmin bükülmesi gibi durumlardan kaynaklanabilir. Anne adayı ağrının fizyolojik mi olduğunu, yoksa önemli bir durumdan mı kaynaklandığını nerden anlayabilir? Anne adayı bulguya kendisi karar veremez. Eğer ağrısı varsa, durumu hemen doktoruna bildirmeli, belirtileri ona anlatmalı ve yine karan doktoruna bırakmalıdır. Semptomlar hafif olsa bile durumu inkâr etmek çok tehlikeli sonuçlara neden olabilir.
Son Güncelleme: Pazar, 23 Ekim 2011 07:59
Yukarıda sıralanmış olan bulgulardan bazısı varsa; oldukça yaygın ve tedavi edilebilir bir vajinal enfeksiyon (Vajinit) veya cinsel ilişkiyle bulaşmış daha ciddi, ama yine tedavi edilebilir bir rahatsızlık geçiriyorsunuz demektir. Bu iki rahatsızlık da hiç bulgu vermeden seyredebilir.
Belirtiler
- Vajinadan olağan dışı bir akıntı;
- Kaşıntı, tahriş;
- Cinsel ilişki sırasında acı duymak;
- Alt karın bölgesinde ağrı;
- Vajinal kanama.
Vajinit genellikle bir enfeksiyonun neden olduğu iltihaplanmadır. Vajinit başka nedenlerle ortaya çıkabilirse de cinsel ilişkiyle de bulaşabilir. Bu yüzden tedavi olması için eşinizi de bir enfeksiyon durumunuz olduğu konusunda uyarmanız gerekir. Belki onun da tedavi olması gerekebilir. Belirtiler geçene kadar cinsel ilişkide bulunmayın. Yaygın görülen vajinit türleri: trikomoniasis, mantar enfeksiyonları ve özgül olmayan vajinitistir.
 Yumurtalık hastalıkları kısırlık nedeni olabilen hastalıklardan, çok basit ve kendiliğinden geçen fonksiyonel kistlere ve tanıda gecikmenin kadının hayatına mal olabilecek over kanserlerine kadar pek çok problem geliştirebilir. Karın boşluğunda olduğu için bazen geç bulgu verebilir. Yumurtalıklar sadece muayene değil mutlaka ultrasonografi ile değerlendirilmelidir.Karın ağrısı, adet ağrıları, cinsel birliktelikte ağrı, mesane veya makata baskı hissi, sık idrara çıkma, adet düzensizliği durumunda jinekolojik muayene ve pelvik ultrasonografi uygulanmalıdır. Kadınlarda şikayetleri olmasa da altı ayda bir jinekolojik muayene yaptırmasını öneren Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr Dr.Figen Taşer Güney "Yumurtalık Hastalıkları" ile ilgili şu bilgileri verdi: Yumurtalıklar(overler) karın boşluğunda rahmin iki tarafında bağlarla serbest olarak asılı duran organlardır. Kadınların doğurganlığını sağlayan yumurta bu organda depolanır.Ayrıca beyinden salgılanan hormonların etkisi ile yumurtalıklardan salgılanan hormonlar, adet düzenini sağlar.
Vajinal mantar enfeksiyonu hemen hemen her kadının hayatında en az bir kere karşılaştığı ve tedavi edilmezse daha önemli rahatsızlıklara yol açabilecek yaygın bir hastalıktır. Kadınlarda gelişen vajinal infeksiyon (vajinit) etkenleri içinde en sık izole edilen mantar Candida albicans’dır. Vakaların yaklaşık %10-15’inde Torulopsis glabrata gibi diğer Candida türleri de etken olabilir. Kadınların % 75’lik kısmı yaşam süresince en az bir kez vajinal mantar enfeksiyonu geçiri rler.
Vajinismus, kadınlarda görülen cinsel bir işlev problemidir. Vajina girişini çevreleyen pelvis kaslarının istem dışı kasılarak cinsel birleşmede acı ve ağrıya neden olması veya bu sebeple cinsel birleşmenin hiç gerçekleşememesi şeklinde tanımlanabilir. Kasılmalar, cinsel birleşme dışında jinekolojik muayene esnasında ve vajina içine tampon yerleştirme durumlarında da ortaya çıkabilir. Öte yandan vajinismus; fiziksel bir engel olmamasına rağmen kadının korku, kaygı ve endişelerinden dolayı cinsel ilişkiye izin vermemesi, verememesi olarak ifade edilebilinir.[1]
Tanısı
Vajinismusun, öncelikle fiziksel bir engelden dolayı (disparoni veya benzeri durumlar için) olup olmadığı araştırılır. Bu araştırmada jinekologa veya ilgili alanda uzman kişilere başvurulur. Fiziksel bir engelin olmadığı tespit edildikten sonra psikoloji ve terapi konusunda uzman olan kişilere başvuruda bulunulur ve hastalığın kesin tanısı konulur.
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Ekim 2011 22:16
|