İşte şeytanı uzaklaştıran sûre.. Bakara Sûresi Kur'an-ı Kerim'in en uzun sûresi ve Fatiha'dan sonra en faziletli sûre olarak kabul edilmekte olup, Kur'an'ın ayrıntılı bir özetidir.
Bakara Sûresi peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine'ye hicret etmelerinden sonra inen ilk sûredir. Hicretten hemen sonra nâzil olmaya başlamış ve takrîben on yıla yayılan vahiy parçaları halinde devam etmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Hacim itibarıyla Kur'ân'ın 1/12’sini teşkil eder. Fatiha Sûresi, Kur'an'ın mefhumunu kısaca özetle kapsadığı gibi, Bakara Sûresi de Kur'an'ın hükümlerinin çoğunu açıklamaktadır. Kur'ân'ın, ayrıntılı bir özeti durumundadır. Bu özelliğinden dolayı Fatiha Sûresi’nden sonra en faziletli sûre kabul edilmiştir. Bu yüce sûrenin Türkçe'de genellikle en meşhur ismi "Baş elif lâm mim" yahut "Büyük elif lâm mim"dir. Asıl özel ismi iki tanedir. Sûretü'l-Bakara, Sûretü'l-Kürsî.
İsrailoğullarının inek hikâyesi yalnız bu sûrede anlatılmış olduğundan dolayı bu isimlendirmeye sebep olmuştur ki, isimlendirmede inek hikâyesinin önemine özel bir uyarı vardır. el-Kürsî, Allah'ın kürsüsü demektir. Bu isim de en yüce âyetlerden olan "Âyetü'l-Kürsî"nin bu sûrede bulunmasındandır. Bunlardan başka bu sûrenin biri özel, biri ortak iki de lakabı vardır. Birincisi "Senâmü'l-Kur'ân"(Kur'ân'ın hörgücü), ikincisi "ez-Zehrâ"dır. Bu sûre, Medine'de inen diğer sûreler gibi teşri (hukuk) yönü ağır basan sûrelerdendir. Sûrenin genel muhtevâsı şöyledir: Namaz, hac, Ramazan orucu, zekât ve bütün sadakalar ve nafakalar; cihad gibi ibadetlerin prensiplerine, fitne, adam öldürme, içki, kumar, zina ve diğer bu gibi büyük günahları yerme ve yasaklamasına; kısas ve misillemenin meşru olduğuna, yetimler ve yetimlerin mallarına; evlenme, aybaşı gibi kadınların durumlarına, boşanma, iddet, nafaka gibi aile hukukuna, gerek ilim ve gerek silah ile savunmaya ve genel cihada ait hükümleri ihtiva eder. Ayrıca; hukukla ilgili esas prensipleri belirtmiş, hikmet ve iktisadî yardımlaşma hakkında teşviklerde bulunmuş, fâizi yermiş, karşılıklı borçlanma, adaletli kâtip (noter), şahitlik, rehin ve diğer muamelelerin prensiplerinden bahsetmiştir.









