Gizli ilimler, Gizli ilimler kaynak sitesi, internetten Para Kazanma, Yazarak Para Kazanma

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Home 40 AMBAR İçimizde Övünme!, İşimizde Taşkınlık Var

İçimizde Övünme!, İşimizde Taşkınlık Var

e-Posta Yazdır PDF

İşinde taşkınlık etmek, öncelikle ölçüyü kaçırmak anlamındadır. Ölçünün sınırlarını belirleyen ilahi ve beşeri kaynaklardır. Kaynağın seçimine göre yolun seyri ortaya çıkar. Hayat içinde “ölçünün” getirisi ve sonuçları açıkça gözlenir. Yığın kültürü, taşkınlığı vazgeçilmez kılıyor. Bu taşma hali, kendini yeterli görmekten kaynaklanıyor. Bu yeterlilik, nakısanın mütemmimi olmaktan çok, benliği parlatma çabasıdır. İçe dair anlamlandırma gerçekleşmez.Temelsiz ve geçici bir iftihara yol açar. Yeterlilik sapmasının sebebi, Batının, imaj üzerinden kendini algılamayı hedef olarak göstermesidir. Benliğimizi güzel göstererek atalete kapı aralamak şeytanca bir yöneliştir. Dünyevi kazanımlar üzerinden kendini yeterli görmek, farkında olamadığımız birçok yetersizliğe karşı gafil olmaya sebeptir.

“Kendini kınayan nefse yemin ederim” ayetinde “kendini kınamak” yeminle tekid edilmiştir. Kişinin kendini kınaması, Allah’ın rızasına muvafık olma yolunda nefsini dizginlemeye çalışmasıdır. Hâlbuki nefs başkalarının hatası üzerinden kendini yeterli görmeyi telkin eder. Kınama, yetersizliğin farkına varmaya işaret eder. Kendine güvensizlik anlamına geleceği için bu kırılganlığa cesaret edilmez. Kınama, kişinin psikolojik lümpen hezeyanlar ile şikâyet etmesi değildir. Çünkü nefsini kınama, Rabbine ve hayata karşı sorumluluk ve içtenlikle sorgulamadan kaynaklanır.

İşinden israf etme ruh halinin düşünce ve davranışlarına baktığımızda, tablo içaçıcı değildir. Öncelikle, hayatındaki anlamlı sonuçlarla varlığını değerlendirmek yerine, yapageldiği ibadet ve inanç duygusallığı ile kendini tanımlar. Böylece zorlanacağı amel ve davranışlardan kaçarak zihinsel bir inanç aidiyeti geliştirir. Pragmatist olma konusunda çevreden aldığı davranış örneklerini günün zarureti sayar. Çoğunlukla “zihinsel” inanç bağlılığına yönelir. Çünkü ameli sınırlamayan düşünsel bir sürecin rahatlığı vardır. Gündüz, kisvesi, kelamı ve işi ile yığınlara   “şartlar böyle” mantığı ile uyarlanır.

Toplumun hâkim kültürüne karşı herhangi bir farklı duruşu göze alamaz. Kaygılar üzerinden buna şartlanmıştır. Egemen karakter karşısında kişiliği dağılmıştır. Varlık gösteremediği bu kalabalığın artık “nesnesi” olmuştur. O saklı gündeminin kahramanıdır. İçinde yaşadığı halet, ona ertelenmiş hayattan roller verir. Böylece kendi dualitesi ile o; şeytanın iğvasından bihaber; başına gelen imtihanların sebebleri ile uğraşır durur. Aslında sebep üzerinden çözüm gelmeyecektir, çünkü işinde Allah’ın hukukunu gözetmesi gerekecektir. Bunun da itikatta düzelmesi gerekir.

“Yapma” iyilik haliyle, kendine hoşnutluk alanı açarak nefsini kınamamaktır. İçinde ‘amel’e yansımayan manevi bir duygusallık ile hayata hükmeder. Çağın getirdiği taviz sayılabilecek işlerde ilkesel davranmayıp yan çizer. Günlük işlerinde ilkesiz insanlarla arasındaki farkı sıfıra indirmeyi çağın bir gereği görür. Yersiz bir kınama, suçlama psikolojisi ile “uyarlanmış” bir inanç biçimi türetir. Bu yakıcı rahatlıkla bir süre sonra günlük hayat hikâyesinin sahte kahramanı olarak “aslında ben” le başlayan cümlelere kendini kaptırır.

İşinde israf etmek; kırmızıçizgileri genişleten dünyacı karakterin özgürlüğüne işaret eder.  Birey kendisi için açtığı nefsanî alan üzerinden mutluluk! ürettikçe daha az ilkesel davranır. Çünkü manevi dinamikler nefsten ödün verdikçe ilerler. Bu konuda nefsini kınamayıp yaltaklanmak; “biçimin” kaybolup düzleşme alanına düşmektir.

Din aidiyeti kalpte apaçıktır. Allah c.c. her an orada kişinin manevi portresini görür. Kendini mümin hissetme de ikilik yoktur. Rahman’ın hükmündedir ya da şeytanın dâhil olduğu bir histir. Aslolan kişinin kendini yetersizliğini idrak etmesidir. İnsanın işinde ki taşkınlığı bir anlamda; şeytanın, rahat ve dertsiz yaşayalım diye gösterdiği bir yanılgı perdesi değil midir? 

“Onların sözleri ancak: “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlığımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı diret, Kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!” (1)   demekten ibaretti. Sabuni, tefsirinde bu ayet için “dinde sebat ve dayanıklılık göstermek” şeklinde açıklama getiriyor. Yani sürdürülebilir bir kararda kalmak. Duruma göre vaziyet etme kolaycılığı ile böbürlenmeden, menfaat ile çelişse dahi azmederek ilkeli hareket etmek. Sonucu memnuniyet veren ancak yürümesi çetin yolda azmetmek sebat etmek…

Bir hadiste ise Hz. peygamber (s.a.v.):"Allah'ım, bana günahımı, bilgisizliğimi, isimdeki taşkınlığımı ve Senin ben¬den daha iyi bildiğin yaptığım şeyleri bana bağışla!"(2) buyuruyor.

Bu ruh halini İkbal ile tamamlayalım. Kulluk Kitabı’nda şöyle der: “İnsan benliğinden uzaklaştıkça hastadır. O, cemiyetin zevkine esirdir. Güzelliği tabiattan dilenir. Yol kesen bir haramidir ama bir züğürdün yolunu vurmuştur.”
“Cansız tenden ne hayır gelir ki… Gönül bir şey vücuda getirmek kendini göstermek zevkinden mahrumdur.”
“Ben sen na-tamamız; tamam olan odur.”                  

Etiketler: sebebi, yeterli, üzerinden, kendini, yeterlilik, ölçünün, taşkınlık, imaj, batının, açar, iftihara, sapmasının, gerçekleşmez.temelsiz

Paylaş:Del.icio.us!Digg!Facebook!Google!



Son Güncelleme: Perşembe, 03 Şubat 2011 13:18